Aybar Uygur ile Buca Siyasetini Konuştuk

Aybar Uygur ile Buca Siyasetini Konuştuk
  1. Aybar  Bey, uzun yıllardır siyasetin içerisinde aktif olarak yer aldığınızı izliyoruz. Esasen ticaretle uğraşan ir iş insanı olarak siyasete olan ilginiz nasıl başladı ve gelişti biraz bahseder misiniz?

Aile geleneğimizden kaynaklı bir siyaset bilinciyle büyüdüm. 1960’lı yıllardaki Türkiye İşçi Partisi Genel başkanı M.Ali Aybar’dan etkilenmeyle dedemin koyduğu bir ismim var. Halka yakın, halkçı bir duruş geleneği var genlerimde. Lise yıllarından itibaren başlayan ve 1992 yılında CHP’nin yeniden açılmasıyla önce Buca sonrada İl Gençlik kolu başkanlığıyla başlayan siyaset yaşantım 2004 yılında İzmir İl Başkan Yardımcılığıyla devam etmiştim. Yine 1992 yılında CHP açıldığında CHP’nin Genel Sekreteri olan Sayın Ertuğrul Günay ile birlikte o günden bu yana siyaset yapmaktayım. Siyaseti birilerinin iki dudağı arasından değil halkın gönül dilinden, sevgisinden, desteğinden çıkmasını Sayın Günay’dan öğrendim. Bu anlayışla da CHP Genel Başkanlığı yarışı yaşadık. Anadolu’yu karış karış gezdik. Ancak o dönemin Genel Başkanı bize yaşam şansı tanımadı. Tam bu süreçte Anadolu coğrafyasının tamamından bölge ayrımı olmadan %50’sinden oy almayı başarabilmiş AK Parti’den birlikte siyaset yapma teklifi aldık. Bu dönemdeki Cumhur Başkanlığı seçimi 367 oy zorlaması demokrasi duruşumuzu ötekileştirmeye çalışan bir kesimi yanında dik durmayı görev bilip, alışılmışlığa, gelenekselciliğe ve demokrasi karşıtlığına duruş sergilemek için AK Parti’ye katıldık. Sayın Günay Kültür Bakanı olarak görev aldı. Birçok arkadaşımız Milletvekili oldu. Bende Buca Belediyesi Başkan Aday Adayı olma onurunu yaşadım.

  1. Siyasetin içerisinde yer almanın kişisel gelişiminize ne tür bir katkısı oldu ya da  eksileri oldu mu diye de sormak lazım zannediyorum; çünkü siyasetin bir tutku olduğunu var sayarsak politikacılar tarafından duyduğumuz genel geçer söylemlerde siyasetle uğraşmanın yıpratıcı olduğunu duyuyoruz?

Çocuk yaşta başladım desem yanlış olmaz sanırım. Zor bir uğraş siyaset. Zorluğu esas itibariyle insanın zorluğundan kaynaklanıyor. İnsan her gün sonraki günün çok daha iyi olmasını arzu eden bir varlık. Siyaset, insanın her gününü daha iyi yapabilmek ,daha iyi hizmet edebilmek için vardır. İyi siyaset iyi hizmet yapıyor halkın sevgi dolu yüreğine  yerleşebiliyorsanız iyi anılırsınız. Siyasetin ödülü kişiye siyaseti bıraktığınızda halkın arasında yürüyebiliyor ,selam verebiliyor ve selam alabiliyorsanız bundan büyük ödül olamaz. Buca’da hala Yüksel Çakmur, Işılay Saygın, Cemil ŞEBOY anılıyorsa Buca’ya iyi hizmet ettikleri içindir. Bana gelince de hizmet etmek yaşam felsefem. Biri benim hizmetimden mutlu oluyorsa huzur doluyorum. Siyasete ayırdığım zamanımı işime verseydim şu anki konumumdan çok  daha iyi bir konumda olurdum. Ama şimdi dostlarım var. Gönüldaş ve omuzdaşlarımla zenginim,huzurluyum.

 

3)İşiniz nedeniyle uluslar arası bir vizyona sahip olduğunuzu düşünüyorum, bir çok farklı ülkenin zihniyetlerine, iş yapış şekillerine, alışkanlıklarına, duyarlılıklarına ve değerlerine hakim olmalısınız. Tüm bunları eksileri ve artıları ile bir süzgeçten geçirdiğinizde ideal siyasetçi tanımı alabilir miyiz?

 

Evet, yaşamımın yılın birçok ayını yurt dışında geçirerek sürdürüyorum. Dış ticaret taahhüt işleri ile ilgili şirketlerim var. Birçok ülkeyi gözlemleyecek uygun bir zeminim ve tecrübem var. Gezmeyi ve gezerek öğrenmeyi ve farklı kültürleri merak ediyorum. Avrupa da birçok Türk ve yabancı dostlarım var. Evrensellik ve 21. yy insanı profili başarı üzerine kurulu. İyi eğitim, kültür ve öğrendiklerinizi aktarma en önemli özellik bir birey için Avrupa’da Gençlik ve dinamizmde. Bunu evrensel siyaset diliyle anlattığımızda karşımıza birkaç nokta çıkıyor.

 

  1. Siyasetçi adil olmalı.

  2. Aldığı her karar ortak akıl kararı yani çoğulculuğa dayanmalı

  3. Eğitimli, kültürlü ve bunları aktarabilme yeteneği olmalı

  4. Güvenilir olmalı

  5. Hizmet aşkı olmalı

  6. Herkesi sevgi ile kucaklamalı

  7. İnsanlara asla tepeden bakmamalı

  1. Belki de haklı sebeplerle en çok beyin göçünün yaşandığı illerden biri olan İzmir’i terk etmediniz, özellikle Buca’ya olan sevginiz ve bağlılığınız hissediliyor.

              Neredeyse 35 yıldır Buca’da hatta aynı evde yaşıyorum. Buca’yı anlatmaya, Buca Sevdamı hissettirmeme saatler, kitaplar yetmez. Eğitimim, yaşamım hep Buca’da oldu. İzmir’li olmak ve  Buca’lı olmaktan övünç duyuyorum. Bağ, bahçe, zeytinlik dönemlerini hatırlıyorum. Razaki üzümünü, Levanten ailelerinin kattığı kültürel ve sosyal kaliteyi hep hissettim burada. 1950’li yıllardan itibaren alınan göçlerle ve kırsaldan kente göç Buca’yı da derinden etkilemiş, hala da etkilemeye devam ediyor. Genç bir nüfus yoğunluğu var. Üniversite, hapishane, yetimhane, huzurevi gibi yaşamı direkt etkin kılan bir alan Buca. Ancak çok göç aldık. Artık alışkanlıklarımızı, politikalarımızı bu demografik yapıya uydurma zorunluluğu doğuyor.

  1. Barış süreci boyunca sosyal paylaşımlarınız hep süreci destekleyen yöndeydi ve hala bu yönde. Hem genel değerlendirmelerinizi ve özellikle doğulu vatandaşlarımızın yoğun yaşadığı bölge olarak bilinen Buca’da sürecin yansımaları nasıl oldu?

         Mensubu olduğum AK Parti adında Adalet ve Kalkınma var. Bu sadece bir parti adı olarak kalmadı. Eğer adil olamıyorsanız, adil dağıtamıyorsanız, kavgaya hazırlıklı olmanız gerekir. Yıllardır bir bölge ihmal edildi. Cumhuriyet tarihinin en önemli dönemecindeyiz. Kürt kökenli yurttaşlarımız ihmal edilmişliğin, yok sayılmışlığın, adaletsizliğin  sürecinden bugün onlara sizi anlıyorum diyen bir siyasi muhatapla  karşı karşıyalar. On binlerce insan yitirdik. Şehit verdik. Nice genç yürek  nice genç beyin  tükettik..Bugün o bölge adına olması gerekeni  yapan bir başbakan  ve kadrosu var. Yılların sorununun  bir anda  çözülmesini beklemek hayal olur. Cumhuriyet tarihimiz boyunca  Kürt kökenli vatandaşlarımıza  hiç bu kadar yaklaşılamadı. Bu sefer yaklaştık.Türkiye de taşlar yerinden oynadı. Siyasetin şekli, dili ana oluş amacı değişti. Dünyaya ayak uydurmalıyız. Süreç herhangi bir tarafın zafer süreci değil, barış süreci olmalı. Kardeşlikten ortakça, hakça bir paylaşma geçiş süreci olmalıdır. Buca nüfusunun neredeyse %50’si Doğu ve güneydoğulu yurttaşlarımızı tarafından temsil edilmekte. Türkiye’de hangi sorun varsa Buca’da bu sorunu hissetmek mümkün. Bütün bunları öz babasını bu vatana şehit vermiş bir insan olarak devlet övünç madalyası ve beratı olan bir kişi olarak ve inanarak söylüyorum ve süreci yürekten destekliyorum.

 

  1.  Buca İzmir’in en elit kesimlerinin yaşadığı bir semtten günümüzde çok farklı kültürlerin kökenlerin yaşadığı bir ilçemiz haline geldi. Bu farklılıklar sosyal hayatı zenginleştiriyor mu yoksa dezavantajları da yaşanıyor mu?

 

Buca çok farklı kültürlerin var olduğu bir ilçe. Ancak bu kültürleri kaynaştırmayı bir Bucalılık kültüründe birleştirmeyi başarabildiğimizi düşünüyorum. İki farklı  Buca’ya gidiyoruz. Birincisi çevre yolu etrafına serpilmiş  mahalleri olan bir Buca. Bir de Menderes caddesi boyunca yayılmış mahalleleri olan  Buca. Bu iki farklı alan da etnik köken, yaşam biçimi kültür farklılıkları , gelir seviyesi farklılıkları , yaşam beklentileri , yaşama bakış açıları her geçen gün değişerek ve artarak farklılaşmakta. Üniversitemiz Buca’nın sosyal yaşamında Buca halkından kopuk olması Buca’nın sosyal ve kültürel alanda gelişmesini engelleyen sorunlar olarak görmekteyim. Buca’da önce insan felsefesini yerleştirmemiz gerekiyor. İnsana, yaşama el değmemiz gerekiyor.

  1. Buca, hipodrom gibi her hafta ulusal kanallardan tüm ülkeye ulaşabilen büyük ve önemli bir potansiyele ve son yıllarda ilçeye kazandırılan yeni doğal yaşam parkları, Kaynaklar gibi hazinelere sahipken yine de hak ettiği popülerliğe ulaşabilmiş değil. Yoğun genç ve öğrenci nüfusuna sahip ancak sosyal ve kültürel hayatı, imkânları, sinema vb. gelişmiş değil. Bunun sebebi-sebepleri ne olabilir; daha doğru ve iyi tanıtılmasını, daha cazip yatırımların gerçekleşmesini engelleyen nedenler nelerdir?

Aslında Buca İzmir’in ilçeleri arasında kendisini öne çıkaracak birçok etkene sahip. Bucaspor, at yarışları, hipodrom, Jokey kulübü, atlı spor tesisleri, kırsal yerleşim alanları, gölet vb. gibi birçok popüler alanları var. Bildiğiniz gibi ben geçmişte Bucaspor Başkan vekilliği görevini üstelenmiştim. Bucaspor yetiştirdiği genç yetenekli sporcularla Türkiye’ye birçok genç kazandırdı. Fenerbahçeli Salih ve Mehmet Batdal gibi isimleri Türkiye spor sahnesine sundu. Bucaspor’u ileride birçok başarılı süreçlerinde Türkiye duyacaktır. Hipodrom ve at yarışlarıyla Türkiye’de Buca ilçe ismine yerleştirmiş ve ilçeye kattığı ekonomik katkıyla da yerini korumakta. Ancak alınan göç ve çarpık yapılaşma yaşamı çok daraltmaktadır. Buca’da yapılcak her türlü siyasal müdahalede hükümet, büyükşehir ve ilçe belediyesi eşgüdüm çalışması önemini belirtmek isterim. Hükümet desteği almış bir belediyeciliğin Sayın Cemil ŞEBOY döneminde başarılmış projelerle somutlayabiliriz. Kamusal alanda farklı partilerden bile olsanız hizmet dili asla ayrılmaz. İzmir’in artık hükümet vizyonuna ihtiyacı var. Bunu önemsiyorum. Çarpık yapılaşma ve ulaşım sorunu hükümet desteği ile sonuçlanabilir. Kentsel dönüşüm projeleri ile Buca hak ettiği yerde olacaktır buna inanıyorum.

  1. Buca’yı bir insan olarak düşünelim, karakterini nasıl tanımlarsınız? Buca size ait bir marka olsaydı eğer, yerel ve ulusal anlamda nasıl konumlandırırdınız?

 

Buca TUİK araştımalarına göre %97’lik bir artış oranıyla metropol düzeyde en hızlı göç alan ilçe olmuştur. Nufüsun ortalama 500-600 bin civarında olduğu düşünülerek ülke il sıralamasının ilk on ilinden sonra gelebilecek bir yoğunluk yaşamaktadır. Çok karakterli bir ilçe konumundadır. Gelişim vizyonuna ayak uydurabilecek bir zemin ve insan yapısı,rengi mevcuttur. İzmir’in Türkiye’ye ve Dünya’ya açılabilecek bir vizyonu yaratılmalı ve desteklenmelidir.

  1. Buca siyasetini, büyükşehirden ve diğer ilçelerden farklı kılan yönleri nelerdir?

 

Buca siyaseti gerek insan yapısı, gerekse nüfus yoğunluğu gerekte sorunları açısından bakıldığından çok zor bir siyaset alanı olarak karşımızda durmaktadır. Şansım odur ki siyasi yelpazemin her iki yönünü içerden bilen biri olarak geliştim. Buca siyaseti siyasi tarihi açısından çok zengin ,yetenekli,vizyonu açık siyasetçilerle doludur. Çok genç yaşta görevler alıp Türkiye siyasetine Bakan olarak hizmet etme şansı yakalamış Yüksel  ÇAKMUR’ları Işılay SAYGIN’ları, Cemil ŞEBOY’ları Türk siyaset sahnesine sunmuştur. Buca’da siyaset yapmaya aday olmuş birinin bu siyasi miras sorumluluğu ile hareket etmeli, vizyonunu bu sorumlulukla belirlemelidir.

  1. Seçim süreci özellikle İzmir’de oldukça çalkantılı geçeceğe benziyor,tarafsız değerlendirebilirseniz eğer öngörüleriniz ne doğrultudadır ve sizin büyükşehirde görmek istediğiniz isim ve projeler nelerdir?

                  Bugünden önümüzdeki bir yıla bakarak bir tahmin yapmak çok zor. Siyasette bir saatte bile her şeyin değiştiği bilinmektedir. İzmir siyaseti Türkiye siyasetinden farklı işlemektedir. İzmir siyaseti Turgutlu’da biter, Turgutlu’da başlar. İzmir’in farklı bir duruşu, anlayışı, yaşayışı vardır. İzmir’de kazanmanın birinci yolu İzmir’de yaşayan insanların yaşamına dokunmanız hitap etmeniz gerekmektedir. İzmir demokrasiye, halka, halka hizmete hep rüzgar olmuş bir kenttir. Bu anlayışa göre siyaset geliştirebilen her türlü siyasi partiye ve harekete destek olmuştur. İzmirli ve Bucalı kendisine yakın duran her siyasi düşünceyi desteklemiş ve sahiplenmiştir. Kişisel olarak yerel siyasetin farklılığı adaylar üzerinde de belirginleşmelidir. Aday yaşadığı kenti hissetmeli ve geçmişini yaşadığı kentle özdeşleşmelidir. Bir Bucalı olarak önümüzdeki yerel seçimlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak Cemil ŞEBOY’un AK Parti’ye ve İzmir’e katacağı çok şey olacağını düşünüyor ve inanıyorum.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

banner
Önceki yazıyı okuyun:
kitap fuarı
Kitabın Ege Yolculuğu Başlıyor

TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile bu sene on sekizincisi düzenlenen İzmir Kitap Fuarı 20-28 Nisan 2013...

Kapat